İlker Karataş

          Saygıdeğer Osmanbeyliler, Sevgili Okurlar!

         Her anlamda zorlu bir yeni yılı geride bırakıp yeni bir yıla umutla başladık.
2014’te, dünya hem siyasi olarak, hem ekonomik olarak büyük bir sarsıntı geçirdi; taşlar yerinden oynadı. Şimdi, taşların tekrar yerine oturacağı yeni bir süreç başlıyor. Artık kendilerini küresel ekonominin bir parçası olarak gören ve atacağı her adımı buna göre ayarlayan ihracatçılarımız için 2015 kritik bir yıl olacak. Gelişmeler ümit vaat etse de bu o kadar kolay olacak gibi görünmüyor, çünkü zemin henüz sağlam değil; çoğu yerde kaygan ve hareketli. Oyuncuların şimdilik yapabileceği en iyi hamle, zemindeki bu hareketlilik sona erinceye kadar eli güçlü olan diğer oyunculara tutunmak… Zira risk devam ediyor ve herkes biliyor ki olası bir sarsıntı önce tek başına ayakta durmaya çalışanın dengesini bozacak.

     Böyle bir dönemde bizim hem kendimiz, hem de ülkemiz için yapabileceğimiz en doğru şey ticaret yapmaya devam etmek olarak gözüküyor. Çünkü ticaret bir anlamda barış ve huzurun dilidir. Karşındakini anlamayı ve tanımayı gerektirdiği için din, dil, ırk gözetmeden farklı kültürlerin arasında doğal bir biçimde kurulan güçlü bir iletişim kanalıdır. Ticaret diyalogdur; bir nevi barışın sigortasıdır. Bunu da ancak küresel gelişmeleri yakından takip edip riskleri ve fırsatları çok iyi analiz ederek yapabiliriz. Fakat oturduğumuz yerden değil, kalkıp giderek, görerek, tanıyarak, konuşarak bunu yapmalıyız. Artık “dükkânımızın kapısını çalacak müşteriye fit olma” dönemi bitmiştir. Öyle ya biz beklerken, belki de dünyanın bir yerlerinde kaçırdığımız şeyler oluyordur. Dışarıya açılmanın, yeni pazarlar keşfetmenin tam sırası! Bu anlamda internet her geçen gün önemli bir enstrüman haline gelse de dışarıyla iletişimin en geçerli yolunu hâlâ fuarlar oluşturuyor. Önümüzdeki Şubat ve Mart ayında tekstil ve hazır giyim sektörünü yakından ilgilendiren bir dizi fuar var mesela. Üç farklı bölgenin üç stratejik şehri kabul edilen Tahran, Kazablanka ve Almatı’da yapılacak bu fuarlar ihracatçılar için yepyeni kapılar açma potansiyeli taşıyor.

    Tabi bu yeni keşiflerin, yeni tanışmaların hedeflenen amaca hizmet ediyor olması gerekiyor. Kimse, hayal kırıklığına dönüşmüş turistik bir gezi yapmak için yola çıkmayacağına göre, yurt dışı fuarlarına katılan firmaların nihai amacı olumlu geri dönüşler alarak, sürdürülebilir bir ticari ilişkinin temelini atmak olmalıdır. İşte burada da pazarın beklentileri ile firmanın ürün yelpazesi arasındaki uyum hayati bir önem kazanıyor. Firma, ya pazarı çok iyi analiz edip riske girmeden müşteri profilinin beklentilerine yönelik ürünlerle fuara katılacak, ya da pazar profilinin dışında kalmasına rağmen satın almayı tetikleyecek özellikte güçlü bir koleksiyona sahip olacak. Bu ikinci yöntem belki daha riskli ama farkındalık yaratarak markalaşma yolunda ilerlemek isteyen firmalar açısından çok daha geçerli yöntem olsa gerek. Çünkü kendi talebini yaratacak kadar güçlü koleksiyon demek, firmanın kumaş seçiminden tasarıma, kesimden dikiş kalitesine kadar tüm süreçlerde belirli bir standardın üzerine çıkmış olması anlamına gelir ki bu da hazır giyim sektörümüzün nihai hedefleriyle tam olarak örtüşen bir yaklaşım içeriyor. Bugün başta Ekonomi Bakanlığı ve İhracatçı Meclisleri olmak üzere Türkiye’de tekstil ve hazır giyimle ilgili tüm kurum ve kuruluşlar, firmaları markalaşmaya teşvik ediyor; katma değeri yüksek tasarım ve inovatif ürünlere yönlendirmek için yoğun bir çaba harcıyorsa, Osmanbey’den de çok daha fazla firmanın bu yönde somut adımlar atması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle Ekonomi Bakanlığı’nın, tasarım departmanı kurmak veya mevcut departmanlarını geliştirmek isteyen şirketlere yönelik hazırladığı yeni destek paketinin, bu yönde adım atmak isteyen firmalar için iyi bir fırsat sunduğunu siz değerli meslektaşlarıma hatırlatmak isterim. İç sayfalarımızda detaylarını bulabileceğiniz bu paket, ihracatçıların moda, endüstriyel tasarım ve inovasyon kapasitelerini artırarak katma değeri yüksek ürünlere yönelmelerini hedefliyor. Osmanbey gibi her zaman öncü olmuş bir ihracat merkezinin, taşıdığı tasarım potansiyeli ile bu konuda da çok iyi sonuçlar alacağına ve semtimize yeni bir vizyon kazandıracağına eminim.

    Bir dahaki sayıda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.
 

 

 

  İlker KARATAŞ
OTİAD Yönetim Kurulu Başkanı