Oluşturulma tarihi: 15 Kasım 2017
Yayın tarihi: 15 Kasım 2017

5 Ekim 2017 – Dış Ticaret Şirketleri Çalıştayı Bilgi Notu

 

 

     5 Ekim 2017 tarihinde The Green Park Merter Oteli’nde Ekonomi Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi temsilcileri; İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Tanrıverdi, İTKİB Genel Sekreteri Bekir Aslaner ve ilgili genel sekreterlik personelleri ile dış ticaret şirketlerinin temsilcilerinin katılımıyla “Dış Ticaret Şirketleri Çalıştayı” gerçekleştirilmiştir. Kenan Güler’in moderatörlüğünü üstlendiği çalıştayda dış ticaret şirketlerinin yapısı, işleyişi ve sorunları tespit edilmiş ve sorunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur.

     Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Kılıçkaya kendiliğinden oluşmuş olan bu modelin bakanlık tarafından da tanınmak istendiğini belirtmiş ve gelecek olan taleplerin mevzuata dönüştürülmesi noktasında yapılabilecekleri ele alacaklarını söylemiştir.

     Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Eray Dağnık da kanun ve mevzuatlar el verdiği sürece bu uygulama bütünlüğünün önünü açıp ihracatı arttırmak için gelen taleplerin değerlendirileceğini söylemiştir.

     Çalıştay moderatörü Kenan Güler, genel olarak “kargocu” şeklinde adlandırılan dış ticaret şirketlerinin yapısını ve işleyiş usullerini öğrenmek üzere şirket temsilcilerine söz vererek çalıştay programını başlatmıştır. İlk olarak Ekmen Dış Ticaret’ten Hüseyin Ekmen dış ticaret şirketlerinin genel işleyiş süreçlerinden bahsetmiştir. 7 aşamalı olarak açıklanan bu süreçte şirketlerin pazarlama, ürünleri toplama ve ödeme, yurtiçi gümrükleme, ihracat ülkesine nakliye, ihracat ülkesinde gümrükleme, ihracat ülkesinde iç transfer ve mal bedelinin tahsilatı dahil olmak üzere entegre bir hizmet sunmaktadır. 7 başlıktan oluşan bu çalışma usulü tanımlaması sonrasında Hüseyin Ekmen, pazarlama faaliyetleri için hedef ülkelere bireysel olarak gidip tek tek firmaları ziyaret ederek tekliflerde bulunduklarından bahsetmiştir. Hüseyin Ekmen ayrıca bu sistemde alıcıların istedikleri ürünleri kendileri satın alarak tüm ticari riski yüklendiklerini de belirtmiştir.

     İHKİB Yönetim Kurulu üyesi Harun Bayramoğlu mevcut sistemde yapılan işlerin gayri resmî değil resmi bir yapıda olduğunu ancak alıcı ve satıcı arasında köprü vazifesi gören bu şirketlerin Dış Ticaret Sermaye Şirketleri ya da Sektörel Dış Ticaret Şirketleri gibi yeni bir statü kazandırılarak hem resmi bir tanımlamaya kavuşabileceklerini hem de haklarının daha iyi bir şekilde korunabileceğini söylemiştir. Faturasız ya da eksik faturalı çalışmaları nedeniyle fiili ihracat rakamlarına göre resmi ihracat rakamlarının çok daha düşük olduğunu belirten Bayramoğlu, bir şekilde yeni bir düzenlemeyle kayıtlı ticarete geçilmesi gerektiğinin önemini vurgulamıştır.

     Sarateks yetkilisi Selahattin Uçar, yurtdışı pazarında bulunan müşterilerin tek tek ziyaret edildiğini ve ticaret amacıyla davet edildiklerini, bazı durumlarda müşteriler için ayrıca finansman sağladıklarını da belirtmiştir. Kargocu tanımlamasını kesinlikle kabul etmediklerini söyleyen Uçar, herkesçe tanınan Türk markalarının ilk yurtdışı açılımlarını da dış ticaret şirketleri sayesinde yaptıklarını aktarmıştır.

     Özellikle Irak pazarındaki alıcılarla çalışan, sadece Bağdat’ta 17.000 müşterisi olan Taha Kargo yetkilisi Serdar Şen, müşterileriyle daha etkili bir sistemle çalışmak üzere kendi turizm firmalarını kurduklarını ve müşterilerin bu turizm firması aracılığıyla uçak biletlerini aldıklarını; gelen müşteriler için ayrıca kendi otellerini de kurduklarını aktarmıştır.  Böylelikle Serdar Şen alıcılara tüm ihtiyaçlarının karşılandığı kapsamlı bir hizmet sunulduğunu belirtmiştir.

     2016 yılında 306 milyon $ değerinde ihracat gerçekleştirdiklerini söyleyen Şen, gerçek rakamın ise 1 milyar $ seviyesine yakın olduğunu belirtmiştir. Kesilen faturaların gelir ve kurumlar vergisi doğurmaması için eksik kesildiğini söyleyen Şen, bunun kendi tercihleri olmadığını da sözlerine eklemiştir. Tüm ticari riski üstlendikleri için herhangi bir aksilik durumunda malın fatura bedeli üzerinden geri ödeme yapabildikleri için fatura bedelinin ürünlerin gerçek bedeline yakın olmasını tercih ettiklerini söylemiştir.

     Filistin pazarına kendi çabasıyla giren Atlas Dış Ticaret yetkilisi Yıldırım Çakmakçı, Filistin’in özel durumundan dolayı alıcıların yaşadığı sorunları hem Filistin’de hem de İsrail’de elemanlar bulundurduğu özel bir sistem üzerinden çözmeye çalıştığını aktarmıştır. Filistin’e ihracatın 1 milyon $ seviyesinden bugün 12 milyon $ seviyesine çıkmasında kendilerinin büyük etkisi olduğunu bildiren Çakmakçı kargocu olarak adlandırılmalarına karşı çıkmıştır. Kargocu olarak ele alınması gereken kişilerin gönderdikleri ürünlerin içeriğiyle kesinlikle ilgilenmeyen ve hiçbir garanti sunmayan firmalar olduğunu söyleyen Çakmakçı, kendilerinin ise markalaşmaya çalıştıklarını belirtmiştir.

     Ekmen Dış Ticaret yetkilisi Hüseyin Ekmen, vize konusunda büyük sorunlar yaşandığını alıcıların Türkiye’den vize alma konusunda değişik uygulamalarla karşılaştığını belirtmiştir. Bir Suriye vatandaşının vize süresi dolduktan sonra tekrar Türkiye’den vize alamadığını ancak İçişleri Bakanlığı’nın aynı kişiye oturma izni verdiğini söyleyen Ekmen, aynı kişinin Schengen sahibi olmasına rağmen Türk vizesi alamamasını da garip karşıladığını belirtmiştir. Vize sorunu nedeniyle alıcıların Türkiye’ye gelme konusunda sorunlar yaşadığını da söyleyen Ekmen, en büyük sorunlardan biri olarak vize sorununu göstermiştir.

     Devlet desteklerinden etkili yararlanamadıklarını belirten firmalara yönelik Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Kılıçkaya şirketlerin öncelikle kendilerini doğru şekilde tanımlamaları gerektiğini söylemiştir. Nakliyat şirketi olmadıklarını iddia ederken, lojistik fuarına katılmak üzere devlet desteğinden yararlanma taleplerinin mantıklı olmadığını sözlerine eklemiştir.

     Şirket temsilcileri gümrüklerde yaşanan sorunlardan bahsederken özellikle bazen ürünlerin haksız yere bekletildiğinden bahsetmiştir. Firma sahipleri olarak baştan anlaşırken taklit ve sahte ürüne karşı alıcı ve satıcıları uyardıklarını ancak tüm ürünleri kontrol etmelerinin mümkün olmadığını söylemişlerdir. Bununla birlikte Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürlüğü yetkilisi Cem Coşkun şirketlerin bir şekilde bir araya gelerek kötü niyetli diğer şirketleri caydırıcı belli uygulamalara gitmeleri gerektiğini söylemiştir. Bu noktada Harun Bayramoğlu sorumluluğun tümüyle dış ticaret firmalarına yüklenmemesi gerektiğini, gereken noktalarda devlet organlarının da gerekli sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini söylemiştir. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da sahte ve taklit ürünleri yüzde yüz önlemenin mümkün olmadığını fakat yine de basit bir sistematik oluşturularak en aza indirgenebileceğini söylemiştir.

     Konuyla ilgili olarak İTKİB Genel Sekreteri Bekir Aslaner geliştirilecek olan sistemle birlikte kurulacak bir sözleşmeyle zararın ilgili taraflara rücu edilebileceğini söylemiştir. Ayrıca faturasız ürün gönderimi yapan firmalarla buna karşı savaşan firmaların birbirinden ayrılması gerektiğini söyleyen Aslaner, devletin buna göre bu firmaları bir şekilde konumlandırması gerektiğini belirtmiştir. Bu şirketleri tüm yönüyle açıklayabilecek bir tanımla birlikte bu şirketlerin haklarının daha iyi savunulabileceğini sözlerine eklemiştir.

     Şirketlerin özellikle gümrüklerde sarıdan kırmızıya düşme konusundaki sorunları hakkında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü yetkilisi Hilmi Hüseyin Kanburoğlu karşılıklı diyalog kurularak bu sorunun çözülebileceğini ayrıca evrak üzerinde tam bir uyumluluk olması durumunda keyfi bir şekilde sarıdan kırmızıya sevkin asla mümkün olmadığını aktarmıştır.

     İstanbul haricinde başka gümrük noktalarından gümrükleme işlemi yapılacağı zaman gümrük memurlarının şüpheci yaklaşımları sebebiyle yüklemede gecikmeler yaşanabildiğini ve bunun da zaman kaybının yanında ticari kayıplara neden olduğu belirtilmiştir. Yıldırım Çakmakçı, Lübnan pazarında kayıt dışı ihracatın çok yoğun olduğunu ve kayıt dışı çalışan şirketlerin rekabet nedeniyle bazı durumlarda tır yakmaya kadar varan değişik engellemelere başvurduğunu belirtmiştir.

     Çalıştayın ikinci oturumunda çalıştay moderatörü Kenan Güler, ilk oturumun akabinde ortaya çıkan sorunları 4 ana başlık altında toplamıştır. Buna göre dış ticaret şirketlerinin ana sorunları aşağıdaki şekilde sıralanmaktadır:

  1. Vize sorunları
  2. Devlet yardımları ve teşvikler
  3. Gümrüklerde yaşanan sorunlar
  4. Risk analizi sorunları

     Bu dört soruna ilave olarak ürünlerin havayoluyla nakliyesi konusunda Türk Hava Yolları’nın alternatif uçuş imkânı bulunmayan noktalara keyfi olarak belli dönemlerde uçuş fiyatlarını arttırdığı ve kısmi yükleme yaparak ek maliyete sebep olduğundan bahsedilmiştir.

     Ayrıca havaalanlarında müşteri karşılamak üzere bekleyen şirket yetkililerinin TÜRSAB tarafından değişik uygulamalara maruz bırakıldığından bahseden şirket yetkilileri zaten halihazırda ihracatçı birliklerine üyeyken ayrıca TÜRSAB üyesi olmalarını tercih etmediklerini aktarmıştır.

     Sorunların tespiti sonrasında çözüm önerileri üzerine başlatılan görüşmelerde Bekir Aslaner fikirlerini belirtmiştir. Ticaretin tüm unsurlarını barındıran bir yapıya sahip olarak faaliyet gösteren bu şirketlerin ticari riski üstlendiğini belirtmiştir. Alıcı ve satıcı arasındaki ücret pazarlığı noktasında bir fonksiyonları olmayan bu şirketlerin marjinal kar üzerinden değil firma ve mal sayısı üzerinden faaliyet gösterdiklerini aktarmıştır. Türkiye’nin hazırgiyim ve konfeksiyon ihracatının %40’ının 30 büyük alıcıya yönelik olduğunu söyleyen Aslaner, bunun aslında riskli olduğunu sözlerine eklemiştir. Bu büyük alıcıların aksine büyük zincirlerin süzgecine takılamayacak ölçüde küçük şirketlerin ticarete girmelerini sağlayan bu yapının güçlendirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini söylemiştir.

     Konuyla ilgili olarak Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü, genel müdür yardımcısı Mehmet Ali Kılıçkaya ortaya çıkan son tabloda bir katma değer olduğunu ve literatürde olmayan pazarlama odaklı bir yapıya sahip bu sistemin müşteri bulmak gibi temel bir isteği yerine getirdiğini sadece bu nedenle bile bu sistemin somutlaştırılması gerektiğini söylemiştir. Bakanlığın verdiği DTSŞ ve SDŞ gibi özellikli ve ayrıştırıcı bir statü oluşturulması yolunda bakanlık olarak gerekli her türlü çabanın verileceğini söyleyen Kılıçkaya, Maliye Bakanlığı ve Gümrük Bakanlığı ile de ilgili noktalarda aradaki sorunları gidermek üzere görüşeceklerini belirtmiştir.

     Dernekleşme ve somut statü için atılması gereken adımların bir an önce atılması noktasında Ekonomi Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, İTKİB ve şirketlerin gerekli eylemleri gerçekleştirmesi konusunda mutabakata varılarak çalıştay sona ermiştir.

 

 

Gülçin Akturan

Hazırgiyim ve Konfeksiyon Ar-Ge Şubesi

Uzman Yardımcısı