İlker Karataş

         Yalnız Değilsin…

         Saygıdeğer Osmanbeyliler, sevgili okurlar!

         Şu anda “Türkiye’ye hâkim olan duygu ne,” diye araştırsalar sizce nasıl bir sonuç ortaya çıkar? Ülke olarak bugünlerde ne hissediyoruz?

Aslında bunun cevabı kısa ve net:

"Sen ne hissediyorsan Türkiye de onu hissediyor!"

Olup bitenler için üzgün, kızgın veya öfkeli olanlar… Gelecekte bizleri nelerin beklediğini kestiremediği için tedirgin olanlar veya sokağa çıkarken daha temkinli hareket edenler, korkanlar, şüpheci davrananlar… Çoluğunu çocuğunu her zamankinden daha çok merak edenler veyadaha yoğun koruma duygusu geliştirenler… Her şey yolundaymış gibi yapanlar veya her şeyin yolunda olduğunu düşünenler...

Bunlar ayrı ayrı kişiler değil; bu aralar hepimizi ara ara yoklayan duygular. Ben kendi adıma, Türkiye olarak ülkemizde ve dünyada yaşanan son terör olaylarının ardından yoğun bir biçimde yaşadığımız ortak duygunun adının "kaygı" olduğunu düşünüyorum.

Diyeceksiniz ki: "Madem bunun farkındasın, bunları moralimizi daha çok bozmak için mi söylüyorsun?"

Biliyorum herkes güzel şeyler duymak ister; ama ta derinlerde de hepimiz gerçeği, sadece gerçeği duymak isteriz. Niyetim moralinizi bozmak değil; aksine yalnız olmadığınızı, sizler gibi hisseden milyonlarca insan olduğunu ve yaşanan gelişmeler karşısında hissedilen bu duyguların normal olduğunu hatırlatmak istedim. Çünkü toplum sağlığı uzmanları ve psikologlar bu tür durumlarda, olmamış gibi davranmanın veya kaçınmanın uygun olmadığını; hissettiğimiz duygu ile temas halinde olmamızın daha sağlıklı olacağını söylüyorlar.

Bunları yazmadan, “14 aydır düşüşte olan ihracat rakamları şubat ayında ilk kez yükselişe geçti,” demenin bir anlamı olmayacaktı sanki. Çünkü biliyorum ki yaşanan olumsuzluklar karşısında hissettiğimiz bu duygular, hayatımızdaki iyi şeyleri ıskalamamıza neden oluyor; güzel gelişmeleri önemsiz kılıyor. Önce hissettiğimiz bu duyguları analiz etmemiz veyüzleşmemiz gerekiyor belki. Sonra suçlu aramadan, şikâyet makamına geçmeden yapıcı bir tavırla paylaşmamızın faydası olacaktır. Devamında ise umutsuzluğa kapılmadan, nefret diline itibar etmeden, ayrı gayrı kutuplara çekilmeden en azından kendimizi ve çevremizdeki insanlarıkaramsarlık denizinden çıkaracak yol ve yöntemler geliştirebiliriz.

Çok bilinen bir söz vardır: "Sorunlar insanoğlu içindir; kişilik ise sorunlarla baş etme biçiminde ortaya çıkar."

Biz köklü devlet geleneğinden gelen zengin kültürel değerlere sahip bir ülkeyiz ve çok güzel bir coğrafyada yaşıyoruz. Osmanbeyliler olarak belki daha da şanslıyız; çünkü 3 imparatorluk görmüş muhteşem bir şehrin merkezinde, yarattığı katma değerle şehre can veren ana damarlardan birini oluşturuyoruz. Bu sıkıntılı günler eninde sonunda geçecektir; yeter ki birbirimizi dinleyelim, birbirimizi anlamak için çaba gösterelim. Ortak projeler geliştirerek daha çok iş üretelim, yeni yeni kapılar açalım. Birlikte çalışma kültürünün geliştiği, tasarım bilincinin oluştuğu, dünya modasına entegre olmuş bir Osmanbey için bunun her şeyden daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Bir dahaki sayıda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.


 You're Not Alone …

Dear Osmanbeyli people, dear readers!

What kind of a result do you think would come out if they researched into “What is the feeling that dominates Turkey” at the moment? What do we feel as a country these days?

In fact the answer of this question is short and clear:

"Turkey feels whatever you feel!"

Those who are sad, angry or furious about what has been going on … Those who are anxious because they cannot predict what things are waiting for us in the future, or those who act more cautiously, who are afraid and behave suspiciously while going out on the street… Those who are worried about their children more than ever, or those who develop a more intense feeling of protection … Those who act as if everything is OK or those who think everything is all right...

These are not separate people; these are the feelings that haunt all of us from time to time. Speaking for myself, I think that the name of the common feeling we are experiencing after the latest terrorist incidents in our country as Turkey and in the world is “concern”.

You might say: "If you are aware of it, are you telling these to bring us down more?"

I know that everyone wants to hear nice things; but deep down, we all would like to hear the truth, the whole truth. My intention is not to bring you down; on the contrary, I would like to remind you that you are not alone, that there are millions of people who feel the same way as you do, and that these feelings felt in the face of developments are normal. Because, the public health experts and psychologists say it is not appropriate to pretend as if nothing has happened or to avoid in these circumstances; and it will be healthier to be in contact with the emotion we feel.

Before writing these, it is as if there wouldn't be a point of saying “the export figures that had been declining for 14 months started to rise for the first time in February”. Because, I know that the feelings we have against the negativities experienced cause us to miss the good things in our lives; they make nice developments trivial. Maybe we should first analyze and face these emotions we feel. Then, it will be beneficial to share them with a constructive attitude without searching for the guilty and without complaining. After that, we can at least develop the ways and methods to take ourselves and the people around us from the sea of pessimism without being in despair, without giving credit to the language of hatred, without becoming polarized.

There is a well-known saying: "Problems are for human beings; personality, however, appears in the form of tackling with the problems."

We are a country with rich cultural values coming from a rooted state tradition, and we live in a very beautiful location. As Osmanbeyli people, maybe we are luckier; because, we constitute one of the main arteries giving life to the city with the added value it creates in the center of a magnificent city that has experienced 3 empires. These troubled days will eventually come to an end; as long as we listen to each other, and make an effort to understand each other. Let’s generate more business, and let’s open brand new doors by developing joint projects. I think that this is more important then everything for Osmanbey that has been integrated into the world fashion and in which a cooperation culture develops and design awareness is created.

See you in the next issue, and stay healthy.

 

  İlker KARATAŞ
OTİAD Yönetim Kurulu Başkanı